“Nasıl yazmalıyız?” dan önceki soru “Nasıl okuyoruz?”

Bilimsel içerik ve geçerlilik konusunda “Lancet” seviyesinde olamayabiliriz. Ama yazdığımız yazının kalitesini en üst seviyeye taşıyabiliriz.
Çoğunlukla “tell a story” önerisi yanlış anlaşılmış, hatta günümüzde geçerliliğini kaybetmiştir.


Bir makale yazma karakteriniz olmalı. Ama bu karakterin temel özelliği hikaye-anlatıcılığınızı değil, basit-spesifik-organize olduğunuzu yansıtmalı.
Bilimsel yazı yazmanın genel patern ve yapısal kuralları var. Bunları takip ettiğinizde ortaya çok daha “OKUNABİLİR ve ANLAŞILABİLİR” bir eser çıkaracaksınız.

OKUNABİLİRLİK” önemli bir kavram. 

Hedef kitlenizi unutmayın. Yazınızı en çok okuyacak insanlar bilimsel okuyucular. Ama yazınızı onlardan daha önce okuyacak, ve sizin iyi bir iş çıkardığınızı, bunu en iyi şekilde yazdığınızı anlatmanız gereken bir grup daha var, “Dergi editörü ve hakemler”. Yazdığınız makaleyi okumakta ve anlamakta zorlanan bir editörü/hakemi hiç bir şekilde iyi bir iş çıkardığınıza ikna edemezsiniz. Onların okuyamadığını bilimsel okuyucu hiç bir şekilde okumayacaktır.

Nasıl yazmalıyız” ı anlamanın önemli bir adımı “nasıl okuyoruz” u anlamak. İster kağıt formatta, ister ekranda pdf formatında olsun, birkaç kişi hariç hiçkimse tüm makaleyi okumayacaktır. Makaleyi eline alan herkes makalenin tamamını okuyup bitirmek amacıyla yola çıkacak, ancak bunların sadece beşte biri makaleyi okumayı tamamlayacaktır. Hele de makaleniz online formatta ise bilin ki bu oran çok daha düşük.


Genel okuma paterni ile alakalı Jacob Nielsen in (çalışmaları genellikle web sayfaları hakkında) detaylı çalışmaları var. Bir kaç örnek;

Artık okumuyor, “TARIYORUZ”.

Yani yazının içinde okunacak bölümleri arıyoruz. Her paragrafın ilk cümlesini hızlıca okuyoruz. Eğer uzun bir cümle ise okumadan bir sonrakine atlıyoruz. Sonraki cümlelere de soldan sağa hızlı hızlı göz geçiriyoruz. Eğer dikkatimizi çeken bir bilgi yok ise, yukarıdan aşağıya taramaya başlıyoruz.

Nokta (.) ları bulup yeni cümle başlangıçlarını okumaya çalışıyoruz. Aradığımızı hala bulamamışsak, bir sonraki paragrafa geçiyoruz. Burada da aynı davranışı bu sefer daha hızlı sergiliyoruz. Bu paragrafta okunan cümle sayısı öncekinden daha da düşük.  

Hala ilgimizi çeken birşey bulamamışsak sonraki paragrafın ilk cümlesine atlıyoruz. Çok nadiren bir sonraki paragrafa da şans veriyoruz. Bu seçtiğiniz bölümler sizin için sıkıcı-anlaşılmaz ise, okuma/tarama eylemini burada sonlandırıyorsunuz. 


Peki bilimsel makalelerde durum nasıl. Çok farklı değil. Elinizde tam metni olan bir tıbbi makale olduğunda yazının tamamını okuyup okumamaya karar vermemize yardımcı iki durum var. 

  1. Makaledeki bilgiye olan ihtiyacımız (konu üzerine spesifik ilgiliyseniz ya da hazırladığınız bir yazıda kaynak olarak kullanacaksanız, yazının içinden daha çok veriyi almaya çalışırsınız).
  2. Makaleyi, genel kültür/merak nedeniyle okuyacaksanız ise; sergileyeceğimiz tutum yukarıdaki genel kurallardan faklı değil.

Genellikle ilk taramada baktıklarımız;

  • Başlık
  • Özetteki conclusion
  • Özetteki sonuç içindeki bazı rakamlar
  • Özetteki giriş bölümünün son cümlesi
  • Tablo ve figürler


Bunlara göre devam edip etmeme kararı veriyoruz.

Giriş ve Tartışma bölümünü tamamen yukarıdaki kurallara göre okuyoruz. Metod kısmına nadiren bakıyor, Sonuçları ise çoğunlukla tablo-figürlerden öğrenmeye çalışıyoruz.

Bunları gözönüne aldığımızda “YAPILANDIRILMIŞ MAKALE” önemli bir hale geliyor.

Bunu sağlamak için de makalenin bence en küçük yapıtaşı olan “Paragraf” a odaklanmak, büyük çerçeve içinde paragrafları doğru konumlandırıp yapılandırmak gerekiyor.

Yorum yaz