ihtiyacınız olan herşeye sahipsiniz zaten. tek eksiğiniz, sevdiğiniz işlere ayırabildiğiniz zaman. minimalizm ile basit ve huzurlu yaşayın..

(bu blogdaki yazılar misafir yazar thE hEmLoCk tarafından yazılmıştır)

iki gönlün birliği, minimalist düğün..

bu yazı, minimalist bir evlilik sürecinde ne yapmanız gerektiğini anlatmayacak..  neler yaptığınızı görmeniz yeterli.. flört evresi: daha ikinci buluşmada onunla evlenmeyi kafana koymuşsundur.. hatta bu karar için buluşmayı bile beklememiş, arkadaşından aldığın referanslarla vermişsindir hükmünü, kırmışsındır kalemi.. mesleği tam seninkine göre (öğretmen olsa süper olur).. ailesiyle ailen kesin anlaşacak.. aynı topraklardansınız.. herşeyin uyuşuyor olması ne kadar uyuşturacak sizi düşünmezsiniz hiç ama sanırım o doğru insan.. evlenip üremekten daha büyük bir...

bir minimalizm öğretisiydi bize “fight club”..

hepimiz raymond k.hessel ız.. ve tepemizde durup kafamıza silah dayayan tyler ımız ise, minimalizm..  yıllar önce üniversite yıllarında filmi izledikten sonra beyoğlu arasokaklarında arkadaşlarımla yumruklaştığımızı hatırlıyorum.. nedense ilk izleyişimde bunu bir hippi filmi olarak değerlendirmiştim.. sanırım biraz yaşlanınca, dialogları çözümleyince, filmi onlarca kez izleyince aslında her repliğin özenle seçilmiş aforizmalar olduğunu öğrendim.. minimalizmi çok öncesinde öğretmişti bize fincher, palahniuk un dizeleriyle.. ı. sahip olduğunuz herşey, sonunda size sahip olur.. ıı....

birşeyler alma güdüsünün dayanılmaz illüzyonuna karşı; minimalist alışveriş..

alışveriş yapmanın sana sağladığı dopaminden vazgeçemiyorsun dimi..?  sosyopsikolojik irdelemek gerek bu hobiyi.. görsel organların yaygınlaşmasıyla, “diğer” insanların sahip olduğu refah (!) seviyesi artık herkes tarafından izlenebilir, takip edilebilir hale geldi.. ve herkes o seviyeye ulaşma arzusu ile yeni tüketim ürünlerine sahip olmakta gördü çareyi.. ürünlerin sana aidiyetiydi çünkü huzurun kaynağı.. ilginç olan ise, bunca sahiplenmeye rağmen hala ulaşılamamıştı o refaha.. yoksa filmler yalan mı söylüyordu..? o çok odalı yalı dairelerinde...

“hiçbir şey almayan kadın” dan bana kalanlar..

erdem unutulmuş bir kavram.. bizden bir sartre olmamız beklenmese de, varoluş üzerine düşünmemiz bizi insan yapacaktı.. ama olmadı.. treni kaçırdık.. ve o kaçınılmaz son “ölüm”e gün geçtikçe yaklaşıyoruz.. “var” olmadan.. “kimim ben” sorusuna gerek duymadan.. cevap bulmadan.. değer bulmadan.. değer katmadan.. bu başıboş gidişatı, anlam ile dolduran güzel insanlar var..  yurtdışından “buynothing” projesi örneklemi geniş olmasına rağmen, 36-42 kuzey/26-45 doğu coğrafyasında pek rastlayamamıştım.. bir tanesini yakın zamanda farkettim.. yaşam felsefesi...

yılbaşı gecesi.. minimalist özgürlüğün örneklemi bir gece..

yeni yıla nasıl girersen tüm yıl öyle geçer..  üzgünüm, yok böyle birşey.. nasıl girersen gir, yeni yılını da çalışarak geçireceksin..  banka kredin sıfırlanmadı.. yeni arabanın ödemesi hala devam ediyor.. mobilya takımlarını yine değişeceksin bu sene.. hele o kocaman televizyon yok mu.. onu kesin alacaksın ilk fırsatta.. bu pembe gözlükten izlediğin, olmasını varsaydığın dünya, tek gecelik bir yılbaşı ilişkisinin ürünü olamaz, bunca yıl geçti, bunu hala öğrenememişsin..  yılbaşı gecesi eğlencesi..  bir...

evde daha az bardak-tabak kırma yöntemi.. minimalist mutfak..

salon tamam, yatak odasını da temizledik (gardrobunuzun orada olduğunu varsayıyorum.. yoksa sizin de kıyafetleriniz için ayrı bir odanız mı vardı..? 🙂 )  sıra mutfakta.. mutfak derken, yemeklere şimdilik dokunmuyoruz.. onlar sonra.. önce mutfağımızdaki çöplerden kurtulalım.. minimalizm üzerine yazılan birçok blog/kitap mutfaktan başlamamızı öğütlüyordu aslında bu temizlik olayında.. ben mutfağı biraz erteledim kendi tecrübemde.. oraya varmadan önce temizlenmesi gereken çok daha fazla çöp vardı ayağıma dolanan.. sanırım, tek başına yaşayan birisinin mutfak...

kıyafetlerin seni sen yapmıyor.. minimalist gardrop..

kıyafet; tanımı gereği sadece bedenini örtmesi için tasarlanmış, vücudu doğa şartlarından koruyan bir ek tabaka.. seni sen yapan şeyler değil yani..  karakterinle ilgisi yok onların.. öyle olsaydı günlük giydiğin, işte giydiğin, düğünde göbek atarken-halay çekerken giydiğin şeyler farklı olmazlardı.. bunu sana tembihleyen, size milyonluk kıyafetleri satmaya çalışan markalar.. sen sadece reklamların büyüsünün içine aldığı ortalama bir tüketicisin.. aldığın yüzbeşbin (rakamla yüzbeşbin) ayakkabı, onunla uyumlu olması için aldığın aynı renk kıyafet.....

minimalist ev.. huzur kaynağı..

minimalist yol haritası iki farklı şekilde işliyor. tümdengelim-tümeyönelim (benim uydurduğum tanımlar).. ryan&joshua nın tecrübesi, fazlalıklardan kurtulma partisi üzerine.. neyin çöp olduğunu bilmeyenler için güzel bir yöntem (ya da sahip olduğu herşeye gönülden bağlılar için, uyandırma servisi gibi birşey).. evdeki eşyalardan başlanıyor.. herşey (istisnasız herşey) ortaya çıkarılıp kutulara dolduruluyor (kutulara sığmayacak kadar çok eşyanız olduğuna eminim) ya da zemine seriliyor..  sonra yaşamaya başlıyorsunuz.. ihtiyaç duyduğunuz şeyleri kutulardan çıkarıp kullanıp eski yerine...

ütopyodan, minimalizmin somut gerçekliğine..

yolculuk dedik önceki yazımızda.. soyut felsefeden, minimalizmin somut gerçekliğine doğru bir yolculuk.. bu yolculuğa önceliklerimize isim koyarak başladık.. tutkular, sağlık, ilişkiler.. muhtemelen bunlardan oluşmuş bir çerçeve belirledik hepimiz.. y.n.: benim listemin ilk hali şu idi; fazlalık herşeyden kurtul (fazlalık olduğuna inandığım, bana değer katmayan eşya-kişi-hobi-alışkanlık gibi objeleri kapsayan binlerce maddelik bir eylem) yazı yaz (blog-deneme-şiir-bilimsel, ne becerebiliyorsam) fazlalıklardan kurtuldun mu diye kontrol et ihtiyacın olmayan şeyleri almaktan vazgeç denizi seyret ...

minimalizme ilk adım..

yaşamınıza anlam katanlar ile yaşamak olarak tanımlandı minimalizm önceki monologlarımda.. (dialog muydu yoksa..? ne kadar içindeydiniz okuduklarınızın..? yoksa bir internet “tık” ından ibaret miydi ilişkiniz..? çok şeyde olduğu gibi yine “öylesine” miydi..?)  minimalizm..  evet bu fikri sevdim, bunu deneyeyim.. eğer buraya kadar okuduklarınızla böyle bir çıkarımda bulunmuşsanız, bu blog ile olan ilişkinizi şimdi sonlandırmalısınız..  minimalizm, bir internet sitesinde görüp beğendiğiniz, tamam bu pazartesi yaşam tarzımı değiştirip bu x yaşantısına (muhtemel popülist, asosyal...

hepimizin platonik duygudurumu; minimalizm..

minimalist yaşam düşüncesini, ben keşfetmedim.. raymond k. hessel ın kafasına silah dayandığında, bize gönderilen mesajları alabilmeliydik oysaki.. bizim film aracılığıyla tanıdığımız ama öncesinde chuck palahniuk un kaleminde hayat bulan tyler bize vermişti tüm mesajları.. kavgalı bir filmden çok ötedeydi hikaye.. “sahip olduğunuz herşey zamanla size sahip olur” dediğinde acaba anlamamış mıydık onu..? oysa içimizdekini anlatıyordu.. öyle “biz” di ki o, çok doğru söylüyor diyip birbirimizi yumruklamadık mı istiklal caddelerinde..? “parasına sarılıp...

minimalizmin tanımı ve onu tanımlamanın ironisi..

ihtiyacınız olanlarla yaşamak mıdır ekstrem olan..? yoksa varlığını unuttuklarınızla kalabalık içinde olmak mıdır normal..? minimalizm, sizi uçlara götürmez.. tam merkezine alır yaşamın.. enerjinin en yoğun olduğu, kor noktasında yaşarsınız kaybolmadan.. “öcü” olduklarını farketmezsiniz minimalistlerin.. sizin gibidir nefes alış verişleri.. sizin gibi yürürler sokakta.. sizin gibi onların da teknolojik cihazları vardır.. arabası, ailesi, belki yüzlerce eşyası..  (okuyucuya not: bir bardak çay alın kendinize.. mümkünse tarçınlı) düşünme zamanı.. bu yazıyı okurken çevrenizde...

minimalist prensipler..

minimalizm, sanılanın aksine az eşya ile yaşamak değil, sadece sana değer katanlar ile yaşamaktır.. tutkuların, ilişkilerin, sağlığın için yaşamaktır.. bu yolculukta atılacak her adım “daha fazla zaman” kazanmak üzerine.. hayatınızı  keyif aldığınız şeylerle dolu bir tencereye çevirme amacında.. kazandığınız zamanı kendinize katma amacında.. bir günün 24 saat olduğu gerçeğini değiştirme amacında.. hadi hemen işinizi bırakın, karavana atlayın, yola koyulun.. bu değil minimalizmin size söylediği.. yaşamınıza devam edin.. herkesin farklı tercihleri...

minimalizmden önce..

“bu değil..” ben dahil çevremde herkesin hemfikir olduğu tek düşünce.. istediğim yaşam bu değil.. ama yaşıyorum.. melankolik* yaşıyoruz.. istisnasız hepimiz.. bazen sonbahara bağlarız hüznümüzü, bazen yolunda gitmeyen işlerimize, özlediğimiz sevgilimize, daha çok kazanamamamıza.. hep bişeylere bağlarız.. onunla yaşamaya öyle alışmışız ki, tedavi olmayı reddederiz bir kanser hastasının tedavisini reddetmesi gibi.. oysa, tek bilimsel kurtuluş yoludur gerçeği kabullenmek, ve tedavisi için çaba göstermek.. bu hüzünle doğmadık biz.. annemizin rahminden çıktığımızda diğer canlılar...

Blog yazıları bana gelsin

Eposta adresinizi yazarak bu blog yazılarına üye olabilir ve yazıların epostanıza gelmesini sağlayabilirsiniz.